2024 yılında Mersin Toroslar Kaymakamı iken istifa eden ve Cumhur ittifakının adayı olarak mahalli idareler seçimine giren İbrahim Çenet, Osmaniye Belediye Başkanı oldu. Yaklaşık 2 yıldır belediye başkanı olarak görev yapan eski mülki idare amiri Çenet, "Şüyuu Vukuundan Beter Bir Meslek: MİA” başlıklı bir paylaşım yaptı. Geçmişte 22 yıl boyunca mülki idare amirliği yapan Çenet; bürokrasideki fon dedikodularını ve hayatını kaybeden Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı’nın yaşadığı süreci anlattı.
İşte yazının detayları:
Bazen üniversitede bazen meslek hayatımızda tanış olduğumuz,
omuz omuza verdiğimiz arkadaşlarımız olur. Orda bir köy var uzakta gitmesek de
görmesek de o köy bizim köyümüzdür gibi, onları uzunca bir süre görmesek de
hayat, meslek bizleri ayrı yerlere savursa da aklımızın bir köşesindedirler.
Ayda bir olur üç ayda bir olur ‘patron ne yapıyorsun’ diye ararız. Ölümlü dünya
işte. Eski günleri hatırlar, güleriz, hal hatır sorarız. Oradan buradan
konuşuruz. Bugün de epeydir görüşmediğimiz 25 yıllık bir mülki idare amiri
dostumla telefonda konuştuk. Hal hatır sorduktan sonra ‘ya patron bu fon
olaylarında senin de ismini konuşuyorlar, nedir ağabey? diye bodoslama sordum.
“BENİM BÖYLE BİR PARAM OLSA HABERİM OLMAZ MI?”
“Patron bu iş ölçülebilir bir şey değil mi?” diye söze
başladı. “Bu işi öğrenmek çok basit, girersin adamın hesabına bakarsın, varsa
vardır, yoksa yoktur. Bunu başkasının iddia etmesine gerek de yoktur. Çünkü bu
insanın kendi bileceği husustur. Benim hiç böyle bir hesabım da fona yatırılmış
param da yoktur. Bunu benden daha iyi bilebilecek kimse var mıdır? Yoktur. Bu devlet
için de ölçülebilir bir durumdur. Hesaplarını kontrol edersin. Şimdi bir
bakıyorsun biri çıkıyor 70 milyon fonda parası varmış, diyormuş, Patron benim böyle bir param olsa bundan herkesten önce benim
haberim olmaz mı?”
“Ama çok eskiden yıllar yıllar önce faize para yatırmayalım,
dövize yatırmayalım diye borsada para kaybetmişliğimiz oldu ama onlar da yıllar
önceydi patron. Burada sıkıntı ne biliyor musun şimdi” diye devam etti: ‘Herkesin
hepimizin bu görevlerde bir ortalama görev süresi var. Şimdi es kaza şu ortamda
bir meslektaşımız görevden merkeze alınsa ‘adam foncuymuş demek ki diyecekler’
diye dert yandı. Gerçekten biz hukuk
fakültesinde okurken ‘şuyu vukuundan beter’ diye bir kavram vardı. Yani bir
şeyin olmasından ziyade duyulması çok daha kötü manasında kullanılırdı. Bu da
biraz böyle oldu. Meslektaşlar arasında köşe kapmaca ayak kaydırma işine
girenler bu gibi durumları bazen çok severler. Fitne Bizans’tan ithal olunca
ortaya bir dedikodu atabilirler, efendim işte şu bürokratın da adı var
diyorlar. Kim diyor, işte öyle diyorlar. Başında da söylediğimiz gibi bu işler
ölçülebilir işler. Hukuk güvenliği de bunu gerektirir.
“BU MESLEĞİN CİLVELERİ OLDUĞUNU ANLATMIŞTIK”
Bir ikinci ‘şuyu vukundan beter’ hadise geçtiğimiz günlerde
Afyon’da hayatını kaybeden meslektaşımızla ilgili. Allah rahmet eylesin. Ben
geçmişte 22 mülki idarede bu mesleği sahada yapmışsam birazcık insandan
anlıyorsam ‘İhsan doğru düzgün bir adamdı.’ Asrın depremi olmuş, Adıyaman
Gölbaşı’nda en zor zamanda kaymakamlıktan sonra Mersin Mut’a gelmişti. Nedense
bizim şehrül eminlik o zamanda da mı vardı desem bilemiyorum, mesleki
tecrübemize güvenerek yanıma gelip depremi ve yaşadıklarını anlatınca tanıştık.
Bize göre meslekte oldukça yeniydi. Samimi, heyecanlı, mesleğine aşık, mizah
yönü olan tam bir Anadolu delikanlısı idi. Biz de ona Yüksekova, Kastamonu
Bozkurt tecrübemizden bahsederek bu zor işlerin zor zamanların, zor kararların
mesleği olduğunu, bu mesleğin cilveleri olduğunu anlatmıştık.
“BU KADARI DA ALLAH’IN ZORUNA GİDER”
Bir süre sonra da meslektaşlarla Mut’a hayırlı olsun
ziyaretine gittik. Sertavul geçidine kadar arazi keşfine çıktık. Bir ara
ailesini sorunca kardeşane dost ortamında ailesinin yanında olmadığını anlattı.
Bazı sıkıntılar var dedi. Şimdi aile hepimizin kutsalıdır. İçini bir kale gibi
koruruz. Mahremiyet esastır. Güven ve dayanışma esastır. Ama bazı kereler de
hiçbir şey olmasa bile şuyu vukundan beter bir hadise olmasın diye ‘aman ha’
denir. Siz aman ha dedikçe karşınızdaki zamanla bunu bir yumuşak karın olarak
görüp sizi oradan vurmak isteyebilir. Bak gider valiye anlatırım, bak gider
seni çalıştığın yerde rüsva ederim. Aslında bunların hep mahrem kalması icap
ederdi ama ölmüş, ruhunu teslim etmiş bir kardeşimin ardından türlü tezviratlar
üretilince, rahmetlinin o çok mahrem bildiği için sakındığı çekirdek aile
kavramının içindekilerin defnine bile katılmadıklarını okuyunca insan bu kadarı
da Allah’ın zoruna gider diyor ve bizim de zorumuza gidiyor. Evet bazı olaylar
vardır şuyu vukundan beterdir ama siz aman ayıp olur duyulmasın dedikçe
birilerinin de bunun üzerinde tepinmesine, iradenizi rehin almak istemesine
izin vermemek gerekir. Ruhun şad olsun kardeşim."