Dezenformasyonla mücadele milli güvenlik meselesidir
2. İletişim Şûrası’na katılan İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, “Dijitalleşmeyle birlikte stratejik iletişim özellikle dezenformasyonla mücadelede daha fazla önem kazandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu alanda merkezi bir rol üstleniyor. Dezenformasyonla mücadele bir milli güvenlik meselesidir” dedi....

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen
2. İletişim Şûrası kapsamında gerçekleştirilen “Stratejik, Siyasal ve Kamu
Odaklı İletişim” başlıklı oturumda konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr.
Kübra Güran Yiğitbaşı, stratejik iletişimin kamu yönetimi ve milli güvenlik
açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Stratejik iletişimin yalnızca mesaj
vermekten ibaret olmadığını belirten Yiğitbaşı, kavramın kurumların misyonunu
destekleyen, amaçlı ve planlı bir iletişim sürecini ifade ettiğini söyledi.
Günümüzde iletişim stratejilerinin yalnızca bilgi aktarmaya değil, hedef
kitleyle güvene dayalı ilişki ve duygusal bağ kurmaya odaklandığını vurguladı.
“KAMU POLİTİKALARI ANLAŞILMALI VE BENİMSENMELİ”
Yiğitbaşı, devlet kurumları, kamu kuruluşları, uluslararası
örgütler ve özel sektörün değerlerini, çıkarlarını ve stratejik hedeflerini
gerçekleştirebilmek için tüm iletişim araçlarını ve süreçlerini eş güdüm içinde
kullanması gerektiğini ifade etti. Stratejik iletişimin kamu politikalarının
etkinliğini artıran önemli bir araç olduğunu kaydeden Yiğitbaşı, kamu
politikalarının yalnızca hedef kitlelere doğru biçimde aktarılmasının yeterli
olmadığını söyledi. Yiğitbaşı, politikaların toplum tarafından anlaşılması,
kabul edilmesi, benimsenmesi ve desteklenmesinin de stratejik iletişimin temel
amaçları arasında bulunduğunu belirtti.
KADES 9,5 MİLYONDAN FAZLA İNDİRİLDİ
İçişleri Bakanlığının çalışmalarından örnekler veren
Yiğitbaşı, Kadın Destek Uygulaması KADES’in stratejik iletişim ile kamu
hizmetlerinin bütünleşmesine önemli bir örnek oluşturduğunu ifade etti.KADES’in
9,5 milyondan fazla indirildiğini açıklayan Yiğitbaşı, uygulamanın kadına
yönelik şiddetle mücadelede mağdurların kolluk birimlerine daha hızlı
ulaşmasını sağladığını söyledi. Kamu spotları, sosyal medya kampanyaları ve
tanıtım faaliyetleriyle uygulamanın bilinirliğinin artırıldığını belirten
Yiğitbaşı, böylece kamu politikalarının görünürlüğünün ve güvenilirliğinin de
güçlendirildiğini dile getirdi.
Uyuşturucuyla mücadele kapsamında yürütülen “En İyi Narkotik
Polisi Anne” uygulamasına da değinen Yiğitbaşı, bu çalışmaların toplumsal
farkındalığı ve vatandaşların güvenlik hizmetlerine katılımını artırdığını
kaydetti.
“KRİTİK BİR GÖREV”
Dijitalleşmeyle birlikte stratejik iletişimin özellikle
dezenformasyonla mücadelede daha fazla önem kazandığını vurgulayan Yiğitbaşı,
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bu alanda merkezi bir rol üstlendiğini
söyledi. Yiğitbaşı, “Dünyada da artık kabul ediliyor. Dezenformasyonla mücadele
bir milli güvenlik meselesidir. Kamu yönetiminde stratejik iletişim, kurumlar
arasındaki koordinasyonun yanı sıra uluslararası medya ortamında Türkiye
anlatısının güçlendirilmesi ve yanlış bilgilerin etkisiz hale getirilmesi gibi
kritik görevleri de kapsıyor” dedi.
“TÜRKİYE KENDİ HİKÂYESİNİ DOĞRU VERİLERLE ANLATMALI”
Türkiye’nin terörle mücadeleden afet yönetimine, sınır ötesi
harekâtlardan insani yardımlara kadar yürüttüğü çalışmaların ulusal ve
uluslararası kamuoyuna tutarlı, açık ve veriye dayalı biçimde anlatılması
gerektiğini ifade eden Yiğitbaşı, yanlış ve eksik bilgilendirmelerin güçlü bir
stratejik iletişim anlayışıyla önlenebileceğini söyledi. İç Güvenlik
Stratejileri Başkanlığı tarafından Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekât
bölgelerinde yürütülen insani güvenlik çalışmalarını anlatan İngilizce yayını
örnek gösteren Yiğitbaşı, Türkiye’nin bölgede eğitim, sağlık, altyapı, yerel
yönetim ve sosyal yaşam alanlarında gerçekleştirdiği faaliyetlerin uluslararası
kamuoyuna doğru biçimde aktarılmasının önemini vurguladı.
"CİMER ÇİFT YÖNLÜ İLETİŞİMİN ÖNEMLİ BİR ÖRNEĞİ"
CİMER’in vatandaş ile devlet arasındaki çift yönlü
iletişimin güçlü örneklerinden biri olduğunu belirten Yiğitbaşı, vatandaşlardan
gelen şikâyet, talep ve teşekkürlerin kamu politikalarının izlenmesi ve
değerlendirilmesi açısından önemli veriler sunduğunu söyledi. CİMER
aracılığıyla sahadan alınan geri bildirimlerin kamu hizmetlerinin
geliştirilmesine katkı sağladığını kaydeden Yiğitbaşı, iletişim süreçlerinde
sürekli izleme, ölçme ve etki değerlendirmesinin önemine işaret etti.
YAPAY ZEKÂ VE BÜYÜK VERİ VURGUSU
Yapay zekâ, büyük veri analitiği, sosyal medya analizi ve
açık kaynak istihbaratının stratejik iletişim süreçlerinde daha etkin
kullanılması gerektiğini belirten Yiğitbaşı, deepfake ve yapay ses gibi yeni
nesil tehditlere karşı kurumların hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Kriz
dönemlerinde güvenlik süreçleri yürütülürken aynı anda dezenformasyonla da
mücadele edilmesi gerektiğini ifade eden Yiğitbaşı, devlet, medya ve sivil
toplum iş birliğinin önemine dikkat çekti.
“İLETİŞİM MEZUNLARI KAMU KURUMLARINDA GÖREV ALMALI”
İletişim fakültesi mezunlarının valilikler, kaymakamlıklar
ve dezenformasyonla mücadele eden kamu kurumlarında uzman olarak istihdam
edilmesini öneren Yiğitbaşı, iletişim bakış açısının kamu yönetiminin stratejik
süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Yiğitbaşı, İçişleri
Bakanlığına, kolluk teşkilatlarına ve AFAD’a duyulan güvenin doğrudan devlete
duyulan güven anlamına geldiğini ifade ederek, kamu kurumlarının vatandaş
odaklı hizmetlerini düzenli ve doğru biçimde anlatmasının önemini vurguladı.
Türkiye’nin kamu diplomasisi alanında güçlü kurumlara sahip
olduğunu belirten Yiğitbaşı; Yunus Emre Enstitüsü, TİKA, YTB, TRT World,
Anadolu Ajansı ve insani yardım kuruluşlarının Türkiye’nin uluslararası
anlatısının güçlendirilmesinde önemli roller üstlendiğini sözlerine ekledi
Kaynak:

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.