Devlet de Story Atar mıymış?
...
Eskiden devletin mülki idare yüzü en fazla bayramlarda, törenlerde, protokol fotoğraflarında görünürdü. Ciddi dururdu, az konuşurdu, çok bakmazdı. Devlet dediğin biraz da mesafeydi zaten.
Şimdi işler değişti.
Devlet story atıyor.
Hem de filtreli, müzikli, bazen slow motion
Yakın dönemde görev yeri değişen bazı mülki idare amirlerinin sosyal medya paylaşımlarında ton ve içerik ciddi biçimde değişiyor. Şehir değişmiş, ilçe değişmiş. Tamam. Ama sadece coğrafya mı değişti, yoksa görünürlük anlayışı mı?
İnsan ister istemez soruyor: Acaba “samimiyet altında kendini merkeze koyarak fazla görünür olmaya çalışmak, “devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz” denilerek uyarılanlar mı oldu? Yoksa yeni görev yerinin sosyolojisi mi bu dili zorladı?
Bir süredir mülki idare amirlerinin sosyal medya paylaşımlarını dikkatle izliyorum. Ne paylaşılıyor, nasıl paylaşılıyor, ne anlatılmak isteniyor… Kentsel mekâna özgü proje tanıtımlarının dışında; yaşlı ziyaretleri, çocuk etkinlikleri, spor faaliyetleri, konserler, düğünler, cenazeler, ziyaretler vb. ortak alanlar olarak ortaya çıkıyor. Aynı kareler, aynı mekânlar ama çok farklı duygular.
Bazı paylaşımlarda mülki idare amiri var, bazılarında ise insan.
Mesela huzurevi ziyaretleri fotoğraf altında klasik cümle “Büyüklerimizi ziyaret ettik” Bu görev fotoğrafına itirazım yok ama hissi de yok.
Bir de başka bir kare var. Vali veya Kaymakam yaşlı bir teyzenin, amcanın yanına eğilmiş, kulağını ona vermiş. Kamera sanki orada değil. Altına uzun uzun yazmaya da gerek duymamış.
“Bugün bir hatıra dinledim.”
İşte o an başka bir şey oluyor.
Devlet geri çekiliyor, insan öne çıkıyor.
Bir konser etkinliği, kaymakam almış eline mikrofonu, “Uzun İnce Bir Yoldayım” türküsünü söylüyor, paylaşımın altına hiçbir şey yazmamış.
İşte buralarda devlet story atmıyor.
Burada insan hikâye anlatıyor. Çünkü bazen yazı yazmamak, en güçlü mesajdır.
Devlet ciddiyeti ile insan sıcaklığının birbirinin düşmanı olduğu fikrini çok sevdik biz. Ya ciddi olacaksın ya samimi. İkisi bir arada olmaz sanılıyor. Oysa oluyormuş. Halk dalkavukluğuna kaymadan, ciddiyetin ve samimiyetin bir arada olabildiğini gösteren çok sayıda mülki idare amirinin varlığı içimizi ısıtıyor.
Mülki idare amiri hem vali veya kaymakam olabilir.
Ama aynı zamanda gülebilir, dinleyebilir, şarkı söyleyebilir, bir çocuğun diz hizasına inebilir.
Story de atabilir.
Ama vitrini değil, hikâyeyi göstermeli.
Çünkü milletin aradığı şey filtre değil. Efekt hiç değil. Milletin aradığı şey saygı içerikli samimiyet.
Devleti insana yaklaştıran mülki idare amirleri aslında şunu gösteriyor: Devlet ciddiyeti ile insan sıcaklığı birbirinin alternatifi değil. Birlikte var olabiliyorlar.
Belki de asıl beklenti şu soruda gizli:
Devlet görünür mü olacak, yoksa hissedilir mi?
Cevap basit aslında.
İnsan onuruna yaraşır davranış sergileyen devlet, zaten kendini hissettiriyor.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.