Valinin Ekmeği, Anayasa ve Bir Dilim Kamu Aklı
...
Ekmek…
Bu ülkede ekmek sadece ekmek değildir.
Kimi zaman geçimdir, kimi zaman kültürdür.
Kimi zaman da siyasetin en sade ama en sert başlığıdır.
Sofraya konur ama tartışması Meclis’e kadar uzanır. Çünkü bu topraklarda ekmek, yalnızca karın doyurmaz; zihinleri de meşgul eder.
Geçtiğimiz aylarda tam buğday ekmeği tüketiminin teşvik edilmesi noktasında pilot il seçilen Konya’da, kampanyanın açılışında konuşan Konya Valisi İbrahim Akın, meseleyi sadece beslenme alışkanlığı olarak değil, bir bakış açısı olarak tarif etti. “Bu kampanyayla hedefimiz esasen bir zihniyet dönüşümüdür” dedi. Sofralarımızı doyuran değil, aynı zamanda koruyan ekmeklerden söz etti.
Ardından Karatay Belediyesi tam buğday ekmeğinde fiyat indirimi yaptı. Ve beklenen oldu. Konya’da tam buğday ekmeği tüketimi arttı. Yani laf havada kalmadı, somut karşılığını buldu.
Derken benzer bir tablo Çorum’da karşımıza çıktı. Pilot illerden biri olan Çorum’da düzenlenen etkinlikte Vali Ali Çalgan kürsüye çıktı ve kısa ama etkili bir cümle kurdu:
“Ekmek tüketiminde yeni bir kültür oluşturacağız.”
İşte o cümle…
Bazılarını rahatsız eden de tam olarak bu oldu. “Devlet kültür mü oluşturur?” sorusu hemen havada asılı kaldı.
Oysa kültür dediğimiz şey zaten kendiliğinden, durup dururken oluşmaz. Devlet ister istemez kültürün içindedir. Çünkü kültür sadece halkın alışkanlıklarından ibaret değildir. Kültür; eğitimle, teşvikle, yasayla ve en önemlisi kamu diliyle şekillenir.
Bir zamanlar sigara her yerde içiliyordu, bugün içilmiyor.
Bir zamanlar emniyet kemeri “gereksiz” görülüyordu, bugün refleks hâline geldi.
Bunların hiçbiri tesadüf değildi. Hepsi kamu politikasıydı.
Bugün tam buğday ekmeğini konuşuyorsak, yarın belki daha az israfı konuşacağız. Belki daha az obeziteyi, daha az kalp hastalığını…
Çünkü devletin vatandaşla kurduğu ilişki yalnızca vergiyle, cezayla, denetimle sınırlı değildir.
Anayasa’nın 56’ncı maddesi son derece açıktır:
“Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde hayatını sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür.”
Yani devletin görevi sadece hastane yapmak değildir. Hasta olmaman için de akıl yürütür, politika geliştirir, yol gösterir.
Tam buğday ekmeği meselesi tam olarak buraya oturuyor.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, ilde devletin temsilcisidir. Kamu düzeninden sorumludur. Esenlikten sorumludur. Sağlıktan sorumludur.
Esenlik sadece asayiş demek değildir.
Esenlik; obeziteyle de ilgilidir, şekerle de, kalp hastalığıyla da…
Burada kimse “beyaz ekmek yasaklandı” demiyor.
Kimse “bundan sonra herkes bunu yiyecek” de demiyor.
Denilen şu:
“Daha sağlıklısı var. Gelin bunu yaygınlaştıralım.” Bu, kanunun verdiği yetkinin en yumuşak, en medeni, en akılcı kullanım biçimidir.
Ama işin bir de can alıcı noktası var. Her iki ilde de beyaz ekmek, tam buğday ekmeğinden daha pahalı. Hal böyleyken, sağlıklı olanı teşvik ediyorsanız, fiyat meselesine de dokunmanız gerekir. Zihniyet dönüşümü lafla olmaz, cüzdanla olur.
Bu noktada valiliklerin, yerel yönetimlerle birlikte, yasanın verdiği yetkiyi kullanarak tam buğday ekmeğini sadece tavsiye eden değil, erişilebilir kılan adımlar atması gerekir.
Aslında bunun için kampanyaya da gerek yok. Pilot il olmaya da…
Diğer şehirlerin “sonuçları bekleyelim” deme lüksü de yok.
Mülki idare, Türkiye’nin her köşesinde, halk sağlığını korumak için kendiliğinden harekete geçebilir, geçmelidir de. Geçmişte bu konuları kendisine dert edinen valilerin ekmeği sürekli gündemde tuttuğuna ilişkin güzel örnekler vardı. Rahmetli Vali Yazıcıoğlu her fırsatta beyaz ekmeğin zararlarından bahsederken, ülkenin böyle bir gündemi bile yoktu.
Ekmek üzerinden büyük laflar etmeye gerek yok.
Bazen bir dilim tam buğday, bir raf dolusu hukuktan daha çok şey anlatır.
Devlet de bazen tam olarak bunu yapar.
Sessizce…
Ama yerinde.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.