Bakan Yardımcısı mı Tartışılıyor, Zihinlerdeki Devlet Tasavvuru mu?
...
İçişleri ve Adalet Bakanlarının değişiminin ardından yeni bakan yardımcıları da belirlendi. Yeni bakan yardımcıları arasında en çok tartışılan isim ise Afyon Valisi iken İçişleri Bakan Yardımcı yapılan Kübra Güran Yiğitbaşı oldu.
Yiğitbaşı’nın iletişim alanında akademik geçmişe sahip olmasına rağmen, İçişleri Bakan Yardımcısı olarak Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve İç Güvenlik Stratejileri gibi doğrudan güvenlik bürokrasisine bağlı kritik birimlerden sorumlu olması “liyakat” tartışmalarını CV üzerinden tetikledi.
Kübra Güran Yiğitbaşı hakkında yapılan eleştirileri rasyonel bir çerçevede analiz etmek için, eleştirilerin türünü, dayandığı argümanları ve bunların ne kadar yapısal veya algısal olduğunu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
Eleştirinin temel mantığı şunlar oldu;
Güvenlik bürokrasisi teknik, askeri ve güvenlik yönetimi deneyimi gerektirir
Yiğitbaşı’nın kariyeri ise akademi, iletişim ve sosyal politika ağırlıklıdır
Bu nedenle görev alanı ile uzmanlık alanı arasında uyumsuzluk var.
Bu eleştirilerin tamamen irrasyonel olduğunu söyleyemem ama eksik varsayımlar üzerine kurulu olduğunu rahatlıkla söylemek mümkün.
Modern kamu yönetiminde asker, polis, güvenlik uzmanı gibi teknik uzmanlık, mülki idare amiri, bürokrat, siyasal yönetici gibi yönetimsel uzmanlık gibi iki farklı uzmanlık türü vardır.
Bakan yardımcılığı görevi genellikle, operasyon yürütmek değil, politika koordinasyonu yapmak, kurumlar arası yönetim sağlamak, stratejik karar süreçlerine katılmak işlevi görür. Bakan ile teknik bürokrasi arasında köprü olan bu pozisyonlara akademisyen, mülki idare amiri, siyasetçi ve bürokrat atanabiliyor. İçişleri Bakanlığı özelinde bu tür pozisyonlar her zaman teknik uzmanlığı olan güvenlik kökenli kişilerden oluşmaz. Dünya genelinde de benzer örnekler yaygındır.
Devlet dediğimiz yapı, sadece kurumlardan ibaret değildir. Devlet, aynı zamanda bir beklentidir. Bir zihinsel şemadır. Ve çoğu zaman, gerçek devletten çok, kafamızdaki devletle yaşarız.
Son günlerde Kübra Güran Yiğitbaşı üzerinden yürüyen tartışmalar, aslında bir kişiden çok daha fazlasını anlatıyor. Bu tartışma, bir bürokratın kariyerinden çok, Türkiye’nin devlet anlayışının ne yönde değiştiğiyle ilgilidir. Eleştirilerin temeli, bir kişinin hangi göreve atandığından çok, bizim o göreve kimi “yakıştırdığımız” ile ilgilidir. Bu da teknik değil, sosyolojik bir meseledir.
Devlet dediğimiz mekanizma, sadece emir veren değil, aynı zamanda koordine eden, yöneten ve denge kuran bir organizmadır. Bir bakan yardımcısı, operasyon yapmaz. Bir bakan yardımcısı, operasyon yapan yapıyı yönetir. Bu ayrım, teknik gibi görünür ama aslında zihinsel bir eşiktir.
Eleştiriler tümüyle mantıksız olmadığını kabul ediyorum ancak bakan yardımcılığı rolünün doğası gereği “operasyonel uzmanlık” şartı olmadığına özellikle vurgu yapmak gerekiyor.
Ama şu soruyu sormak gerekir: Devleti yöneten kişi, sahayı bizzat yaşamış biri mi olmalıdır, yoksa sahayı yönetebilecek kapasiteye sahip biri mi? Modern devletlerin verdiği cevap nettir: Yönetmek, sahayı yaşamaktan farklı bir beceridir.
Eskiden devlet, daha homojen bir yapıydı. Benzer eğitimlerden geçen, benzer kariyer yollarını izleyen insanların oluşturduğu kapalı bir evren gibiydi.
Bugün ise devlet, daha geçirgen bir yapıya dönüşüyor. Akademiden gelenler var. Sivil alandan gelenler var. Farklı disiplinlerden gelenler var. İletişim alanında akademik kariyeri olan, bakan yardımcılığı deneyimi olan, valilik deneyimi olan birisinin İçişleri Bakan Yardımcısı olarak bazı stratejik birimlerden sorumlu olmasını CV üzerinden eleştireceksek, edebiyat bölümünden mezun birinin bırakın bakan yardımcısı olmasını İçişleri Bakanı olmasını da eleştirmek gerekir.
Kübra Güran Yiğitbaşı’nın kariyerini devlet sosyolojisi perspektifiyle analiz etmek, bireysel bir atamadan çok daha geniş bir dönüşümü anlamayı gerektirir. Çünkü bu tür kariyer geçişleri, yalnızca idari tercih değil; merkez–çevre dengesi ve bürokratik meşruiyet üretimi açısından okunabilecek göstergelerdir.
Yiğitbaşı’nın akademisyenlik, bakan yardımcılığı, valilik ve tekrar bakan yardımcılığı gibi görevler arasında geçiş yapmasını, modern devlet sistemlerindeki üst düzey bürokrat atamalarında kullanılan üç faktör çerçevesinde değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır. ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkeler dahil modern siyasi sistemlerde, Teknik Yeterlilik, Yönetim Kapasitesi ve Siyasi Güven üst düzey atamalarda kullanılan faktörlerdir.
Eleştirilerin arkasında başka bir niyet yoksa, bir isim geldiği pozisyon gereği mutlaka eleştirilecekse, rasyonel parametreler üzerinden yapılmalıdır. Gerisi boşa enerji tüketmek olur ve inandırıcı olmaz.

YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.