Valilik Makamı: Yetki ile Algı Arasında

...

Mülki idare amirlerinin görevleri elbette önemlidir. Ancak en az görevlerin kendisi kadar, bu görevlerin nasıl yerine getirildiği, hangi sınırlar içinde icra edildiği ve bu sınırların idareciye ne ölçüde hareket alanı tanıdığı da üzerinde durulması gereken bir başka boyuttur. Bugün mülki idare amirleri yalnızca görev tanımlarıyla değil, aynı zamanda daralan yetki alanları ve artan beklentilerle tanımlanmaktadır.

Bununla birlikte, kamu yönetiminde çoğu zaman ihmal edilen bir unsur daha vardır: Kamuoyu algısı. Yapılan işin içeriği kadar, toplumun bu işi nasıl gördüğü, hangi anlamları yüklediği ve hangi duygusal zeminde değerlendirdiği de idarenin görünmeyen ama son derece etkili alanlarından biridir.

Kamuoyu algısına ilişkin değerlendirmeler çoğu zaman subjektiftir. Bu nedenle algıyı konuşmadan önce, makam algısını konuşmak gerekir. Üstelik kamuoyu dediğimiz şey çoğunlukla yetişkinlerin bakış açısını yansıtır. Oysa farklı yaş grupları; kendi hayat tecrübeleri, devlete yakınlıkları ve idareyle kurdukları temas biçimleri doğrultusunda çok farklı değerlendirmeler yapabilir.

Ne var ki toplumsal reflekslerimizde, gençlerin ve çocukların devlete ilişkin düşüncelerinin yeterince önemsenmediğini söylemek zor değildir. Tam da bu nedenle, bu yaklaşımın tersine bir bakış sunan ve üstelik bir mülki idare amiri tarafından kaleme alınmış bir çalışmayı özellikle kıymetli buluyorum.

Amasya Vali Yardımcısı Dr. Atıf Çiçekli’nin, Türk İdare Dergisi’nin 2025 Haziran sayısında yayımlanan “Öğrencilerin ‘Vali’ Kavramına İlişkin Metaforik Algıları” başlıklı makalesi bu açıdan dikkat çekici bir çalışma niteliği taşıyor.

Çoğunluğu 10–18 yaş aralığındaki öğrencilerle gerçekleştirilen bu araştırma, gençlerin zihninde “vali” kavramının neye karşılık geldiğini göstermesi bakımından son derece önemli. Çünkü geleceğin yetişkinleri, devleti ve devleti temsil eden makamları büyük ölçüde bugün karşılaştıkları figürler üzerinden tanımlıyor.

Çalışma kapsamında öğrencilerin vali kavramına ilişkin ürettikleri metaforların analizi sonucunda beş ana tema ortaya çıkıyor: “Güç ve Otorite”, “İşlev”, “Rol”, “Duygu” ve “Bilgelik”. Bu başlıklar dahi, çocukların ve gençlerin valiyi yalnızca bürokratik bir makam olarak görmediğini; ona çok katmanlı, sembolik ve duygusal anlamlar yüklediğini göstermeye yetiyor.

Makalenin ulaştığı şu sonuçlar ise oldukça çarpıcı. “Valilerin kamu yönetimi içindeki çok boyutlu rolleri nedeniyle; hukuki otorite, yönetsel aktör ve toplumsal beklentileri karşılayan bir figür olma halleri arasında sıkıştıkları görülüyor. Gençler, valiyi bir yandan güçlü bir yönetici, diğer yandan sınırlı yetkilere sahip bir uygulayıcı olarak algılıyor. Bu durum, merkezi yönetimin çizdiği çerçeve ile yerel dinamiklerin talepleri arasında doğal bir gerilim alanı oluşturuyor.

Daha da önemlisi, gençlerin valiyi yalnızca kamu düzenini sağlayan bir bürokrat olarak değil; aynı zamanda halkın devlete ve yönetime duyduğu güveni pekiştiren bir lider olarak görmek istemeleri. Bu beklenti, kamu yönetiminde daha katılımcı, esnek ve halk odaklı bir yönetişim anlayışına duyulan ihtiyacı açık biçimde ortaya koyuyor.”

Çalışmanın bir diğer dikkat çekici çıktısı ise şu: “Her ne kadar valiler merkezi idarenin bir unsuru olsa da, gençlerin önemli bir kısmının gözünde vali hâlâ yerel bir figürdür. Ya da en azından öyle olması arzu edilmektedir. Yereldeki küçük ya da büyük sorunların vali tarafından çözülebileceğine dair inanç bütünüyle kaybolmuş değildir.”

Bu noktada, çalışmaya ilişkin makalede dile getirilen “valilerin mülki idare amiri konumundan kriz idare amirliğine dönüştüğü” yönündeki yorumun ihtiyatla ele alınması gerektiği kanaatindeyim. Türk idare yapısı, kriz anları üzerinden tanımlanabilecek kadar dar ve yüzeysel değildir. Valilik kurumu, tarihsel sürekliliği olan; olağan zamanlarda da, olağanüstü dönemlerde de devleti temsil eden bir makamdır. Kriz yönetimi, valinin görevlerinden yalnızca biridir; valiliğin kendisi değildir. Valilik makamını krizlerle özdeşleştirmek, bu köklü idare geleneğini tali bir alana indirgemek anlamına gelir.

Günümüzde yasal düzenlemeler valiyi daha çok icra makamının temsilcisi gibi konumlandırsa da, Türk idare geleneğinin derin yapısı içinde vali hâlâ devletin yüzüdür. Bu temsil gücü yalnızca mevzuattan değil; toplumun hafızasında yer etmiş tarihsel devlet algısından beslenmektedir.

Sonuç: Devletin Yüzü, Gençlerin Hafızasında Şekilleniyor

Asıl mesele, bu temsilin bugün nasıl doldurulduğu ve yarının kamuoyuna nasıl aktarılacağıdır. Çünkü çocukların ve gençlerin zihninde oluşan vali ve kaymakam algısı, yalnızca bugüne dair bir izlenim değil; geleceğin devlet–vatandaş ilişkisinin öncül göstergesidir. Bir çocuk için vali veya kaymakam; erişilmez bir protokol figürü de olabilir, derdini dinleyen bir devlet yüzü de. Bu tercih, ileride devlete duyulacak güvenin ya da mesafenin ilk işaretidir. Bu nedenle çocukların ve gençlerin vali ve kaymakam algısı, sosyolojik bir detay değil; Türkiye’nin yarınlarına ilişkin stratejik bir göstergedir. Sevindirici olan ise, bu gerçeğin farkında olan ve görev anlayışını buna göre şekillendiren mülki idare amirlerinin sayısının azımsanmayacak kadar çok olmasıdır. Bu farkındalık, makamın sadece bugünü değil, geleceği de temsil etmeye devam ettiğinin en somut göstergesidir.

Etiketler :
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum