Ekrandaki Devlet

...

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Bağcılar İlçe Kaymakamı Abdullah Uçgun’un, okul kulüplerine malzeme desteği sırasında bir öğrenciyle bilek güreşi yaptığının fotoğrafı sosyal medya hesabında yer aldı. Fotoğrafa baktığımda, Kaymakam Uçgun’un bilek güreşi masasındaki pozisyon alışından bu işi bildiği izlenimine kapıldım.

Bu bilek güreşinin videosunu göremediğim için sonucun nasıl gerçekleştiğini bilemiyorum; ancak büyük ihtimalle Kaymakam Uçgun öğrenciye yenilmiştir.

Antalya Vali Yardımcısı Salih Yüce’de Kırklareli’nde kaymakamlığı döneminde ziyaret ettiği ilkokuldaki bir sınıfta kız erkek tüm minik öğrencilerle bilek güreşi yapmış ve minik öğrencilerin tamamı dönemin kaymakamı Yüce’yi yenmişti.

Benzer başka örneklerde de mülki idare amirleri çocuklara yenildi. Bilek güreşini öğrencilerin kazanmasının sembolik anlamı ise oldukça değerli.

Bu tür görüntüler, özellikle çocuklar gençler açısından kamu otoritesini daha ulaşılabilir ve daha insani bir zeminde konumlandırıyor. Esasında ortada bir yatırım açılışı yok, bir kamu reformu da değil; ancak oldukça dikkat çekici bir durum söz konusu.

İnsanlar bu görüntülerde bir kişiyi değil, devletin değişen yüzünü görüyor.

Türkiye'de uzun yıllar devlet denildiğinde akla makam odaları, resmî törenler, protokol düzeni ve hiyerarşik mesafe gelirdi. Vatandaş devletin gücünü hissederdi; ancak her zaman göremezdi.

Artık farklı bir dönemi yaşıyoruz.

Devlet yalnızca meydanlarda, hükümet konaklarında ve resmî programlarda görünmüyor. Sosyal medya üzerinden ekranlarda da görünür hâle geliyor.

Bir mülki idare amirinin sabah yaptığı ziyaret, bir okul programı, bir afet bölgesindeki koordinasyon çalışması ya da bir vatandaş buluşması birkaç saat içinde yüz binlerce kişiye ulaşabiliyor.

Valiler ve kaymakamlar artık yalnızca devletin sahadaki temsilcileri değil, aynı zamanda devletin dijital alandaki temsilcileri hâline geliyor.

İşte tam bu noktada yepyeni bir soru ortaya çıkıyor:

Devlet, dijital çağda nasıl temsil edilecek?

Sosyal medya yalnızca görünürlük üretmiyor; aynı zamanda anlam üretiyor, algı üretiyor, güven üretiyor ve güven kaybı da üretebiliyor.

Bu durum yepyeni bir sorumluluğu beraberinde getiriyor. Çünkü mülki idare amiri sosyal medyada kendi adına konuşmuyor; temsil ettiği makam adına görünür oluyor.

Bu nedenle İçişleri Bakanlığı'nın, mülki idare amirleri için hazırlık aşamasında olduğunu duyurduğu sosyal medya rehberinin içeriği büyük önem taşıyor.

Mülki idare perspektifinden bakıldığında sosyal medya rehberinin temel amacı, "dijital görünürlük üretmek" değil, dijital devlet temsilinin ilkelerini belirlemek olmalıdır. Çünkü bugün bir valinin veya kaymakamın yaptığı her paylaşım yalnızca kişisel bir ileti değil; devletin vatandaşla kurduğu ilişkinin dijital çağdaki yansımasıdır.

Bu nedenle mülki idare amirleri için hazırlanacak sosyal medya kullanım rehberi; hangi platformun nasıl kullanılacağını, daha fazla takipçinin nasıl kazanılacağını veya hangi paylaşımın daha çok etkileşim alacağını gösteren bir iletişim dokümanı değildir.

Bugün birçok kamu yöneticisi sosyal medyada oldukça aktif. Fakat aktif olmak ile etkili olmak aynı şey değildir. Takipçi sayıları, beğeni rakamları ve görüntülenme istatistikleri çoğu zaman yanıltıcı olabilir.

Bir valinin başarısı aldığı beğeni sayısıyla ölçülemez. Bir kaymakamın itibarı viral olan videolarla belirlenemez.

Esas belirleyici olan, paylaşımların vatandaşın devlete olan güvenini artırıp artırmamasıdır.

Bu nedenle hazırlanacak rehberin merkezine iletişim değil, temsil kavramı yerleştirilmelidir.

Önümüzdeki süreçte yapay zekâ destekli içerikler, dijital manipülasyonlar ve bilgi kirliliği çok daha büyük bir sorun hâline gelecektir. Devletin dijital alandaki güvenilirliği ise her zamankinden daha fazla önem kazanacaktır.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey sadece bir sosyal medya rehberi değildir. Esas ihtiyaç duyulan, dijital çağın devlet temsili ilkeleridir.

Artık devletler sadece sahada yönetilmiyor.

Aynı zamanda ekranlarda temsil ediliyor.

2026 Mart ayında okurun karşısına çıkan "Yeni Nesil Seyyahların Dijital Dünyası" isimli kitabımda, devletlerin sosyal medyayı hangi algı operasyonlarında ve nasıl kullandıklarını bazı örneklerle ortaya koymuştum.

Böyle bir dönemde devletin en önemli dijital sermayesi teknoloji değil, güven olacaktır.

Dijital çağın devleti görünür olmayı mı hedefleyecek, yoksa güven veren bir görünürlük mü üretecek?

Mülki idarenin önündeki asıl sorun budur.

Etiketler :
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum