Çocuğun Odası mı Tehlikeli, Devlet Nerede?

...

Basında yer alan haberlere göre Malatya’da yapılan okul güvenliği toplantısında Vali Seddar Yavuz “Çocukların odaları sokaktan daha tehlikeli hâle geldi” diyor.

Çarpıcı bir tespit. Manşetlik bir cümle. Peki, bu cümlenin arkasında nasıl bir sorumluluk tablosu var?

Çocukları sokaktan korumak için okul önlerine güvenlik görevlisi koyuyoruz. Peki, kapalı kapılar ardında, bir ekranın karşısında karşılaştıkları tehlikeler için ne yapıyoruz? Ailelere çocuklarını takip etmelerini söylemek yeterli mi? Anne babalara uyarıda bulununca devletin görevi tamamlanıyor mu?

Çünkü çocukların odaları bir gecede tehlikeli hâle gelmedi. Dünya değişti, teknoloji değişti, çocukların iletişim kurduğu çevre değişti. Fakat yetişkinlerin bu yeni dünyayı anlama ve çocukları koruma kapasitesi aynı hızla gelişmedi.

Bir çocuğun odasını tehlikeli yapan dört duvar değil; o dört duvarın arkasında yaşananları göremeyen, duyamayan ve gerektiğinde müdahale edemeyen koruma düzenidir.

Çocuk güvenliğini yalnızca okul önlerinde alınan tedbirlerle değerlendirmek, bugünün gerçeklerini eksik okumaktır. Dijital zorbalık, çevrim içi istismar, tehdit, zararlı içerikler ve çocukların kişisel bilgilerinin kötüye kullanılması, farklı kurumların ortak hareket etmesini gerektiren sorunlardır.

Vali Seddar Yavuz’un açıklaması, önemli bir toplumsal soruna dikkat çekiyor. Fakat kamu yönetiminde bir tehlikeyi tarif etmek, o tehlikeye karşı sonuç üretmekle aynı şey değildir.

Aynı zamanda bu sorunu ailelerin sorumluluğuna havale etmek ise baştan çözümsüzlüğe davetiye çıkartmaktır.

Asıl üzerinde durulması ve cevabının aranması gereken soru şu: Bu uyarının ardından ailelere hangi eğitimler verilecek? Okullarda riskler nasıl izlenecek? Dijital istismara maruz kalan çocuklar hangi mekanizmayla korunacak? Kurumlar yaptıkları çalışmaların sonuçlarını nasıl değerlendirecek?

Bu soruların yanıtı, açıklamanın gerçek karşılığını belirleyecektir. Çünkü devletin gücü yalnızca sokakta görünmesiyle değil, vatandaşın yardıma ihtiyaç duyduğu anda ulaşılabilir olmasıyla da ölçülür.

Çocuğu korumak, onu anlamakla başlar

Çocukların dijital dünyasını bütünüyle yasaklarla kuşatmak mümkün değil. Ailelerin her tehlikeyi tek başına fark etmesini beklemek de gerçekçi değil. Dijital okur yazarlığı olmayan ailelerden çocuklarını sanal dünyanın labirentlerindeki tehlikelerden korumasını beklemek, çocukları bu tehlikenin kucağına atmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Bazen bir çocuğun ihtiyacı yeni bir yasak değil, kendisini yargılanmadan anlatabileceği bir yetişkindir. Bazen bir öğretmenin fark ettiği küçük bir değişiklik, daha büyük bir mağduriyetin önüne geçebilir. Bazen de zamanında çalışan bir başvuru mekanizması, çocuğu ciddi bir tehlikeden uzaklaştırabilir.

Malatya Valisi’nin sözleri, bu nedenle yalnızca ailelere yönelik bir uyarı olarak kalmamalı. Kamu kurumlarının görevlerini, ailelerin desteklenmesini ve çocukların güvenli başvuru imkânlarını içeren somut bir koruma yaklaşımına vesile olmalı.

Çünkü çocukların odalarını tehlikeli ilan etmek kolaydır. Zor olan, o odaların kapısı kapandığında da çocuğun yalnız olmadığını güvence altına almaktır.

Etiketler :
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum