Gözlüğün Arkasındaki Devlet

...

Bir dönem kaymakamın ilçede görünmesi bile başlı başına devletin görünmesiydi.

Bir dönem valinin bir esnaf dükkânına girmesi, bir köy kahvesinde oturması ya da bir vatandaşın derdini ayakta dinlemesi; sadece sıradan bir temas değil, devletin sahadaki varlığının hissedilmesiydi.

Bugün ise başka bir dönemin içindeyiz. Artık devletin görünürlüğü biraz da sosyal medya algoritmalarıyla ölçülüyor.

Sosyal medya çağında görünürlük, neredeyse icraat kadar kıymetli hâle geldi. Bir kaymakamın esnafla sohbeti, bir valinin çocuklarla kurduğu temas görüntüsü paylaşıldıkça çoğalıyor, çoğaldıkça sempati üretiyor. Hatta bazı idareciler için artık sadece hizmet üretmek değil, görüntü üretmek de yöneticiliğin bir parçası hâline geliyor.

Tam da burada küçük gibi görünen ama aslında büyük anlam taşıyan bir detay dikkat çekiyor:
Bazı vali ve kaymakamların vatandaşla temas kurarken güneş gözlüğünü çıkarmaması. Devletin temsil makamında oturan bir ismin, vatandaşla konuşurken güneş gözlüğüyle görüntü vermesi, küçük gibi görünen bu detay olsa dahi aslında büyük bir sembol olarak devletin vatandaşa nasıl baktığına işaret eder.

Mülki idare makamı sadece yetki makamı değildir; aynı zamanda temsil makamıdır. Devlet geleneğinde göz teması, ciddiyetin, samimiyetin ve kamusal vakar anlayışının bir parçasıdır. Gözlüğün arkasına saklanan bir bakış ister istemez şu soruyu doğuruyor: Bu bir temas mı, yoksa bir sahnedeki gösterinin parçası mı?

Bugün dijital çağın en büyük baskılarından biri de burada ortaya çıkıyor. Artık bazı idareciler, sahada devlet organizasyonunu yönetmek kadar dijital vitrinde görünür olma baskısıyla da karşı karşıya. Oysa devlet yönetimi ile sosyal medya performansı her zaman aynı şey değildir. Kameraya yansıyan her görüntü, gerçek temas anlamına gelmiyor.

Diğer tarafta ise sosyal medyada pek görünmeyen başka bir idareci profili var. Paylaşım yapmıyor, kamera kovalamıyor, gündem olmuyor. Bu idarecilerin sosyal medya hesaplarında çoğu zaman bir proje duyurusu, bir kamu yatırımı, bir güvenlik toplantısı ya da önemli gün mesajı yer alıyor.

Ama onlar başka bir yerde varlar. Gece yarısı süren kriz toplantılarında. Afet masasındaki koordinasyonda, asayiş toplantılarında, dosya dosya yürüyen kamu işlerinin yükünde…

Onlar popüler değil. Ama çoğu zaman devletin yükünü taşıyanlar onlardır.

Bugün bir ilçede insanlar sabah huzurla kepenk açabiliyorsa, bir şehirde düzen bozulmadan hayat akıyorsa, bunun sebebi çoğu zaman bir kameranın önündeki görüntüden değil; görünmeyen bir kamu mesaisinin sonucudur.

Elbette sosyal medya üzerinden kurulan her temas kötü değildir. Devletin vatandaşa ulaşması, görünür olması, toplumla sıcak ilişki kurması kıymetlidir. Ancak burada üzerinde durulması gereken temel konu; samimiyet ile temsil ciddiyeti arasındaki çizginin korunabilmesidir.

Devlet adamı popüler olabilir ama devlet adamı popüler olmak zorunda değildir.

Bugün mülki idare iki yol arasında duruyor: Bir tarafta görünerek güç kazananlar, diğer tarafta görünmeden yük taşıyanlar.

Asıl ideal olan ise bu ikisinin dengesi. Çünkü devlet bazen görünür, bazen görünmez. Ama her hâlükârda hissedilir olmak zorundadır.

Bugün büyükşehirlerde görev yapan bazı valilere bakıldığında, sosyal medya görünürlüğünden çok devlet organizasyonunun ağırlığını taşıyan profil olarak öne çıkıyor. Çünkü bazen en büyük görünürlük, düzenin sessizce işlemesidir. (Örnek; Ankara Valisi Yakup Canbolat, İstanbul Valisi Davut Gül, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Konya Valisi İbrahim Akın vb.)

Ve unutulmaması gereken en önemli konulardan birisi şudur: Devletin teması, güneş gözlüğünün arkasından değil; göz temasıyla kurulur. Bir idareciyi güçlü kılan kaç video paylaştığı değil, kaç gerçek sorunu çözdüğüdür.

Etiketler :
Diğer Yazıları

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
0 Yorum